
Bugün tam dolu dol u 11 gün oldu sizlerden ayrılalı... Aklınıza gelir miydi bir gün benden ayrılacağınız?
Benim gelmezdiJ
Siz benim için metal bir halka değildiniz... Vücudumun her noktasını siz biliyordunuz. En mutlu, en hüzünlü günümü paylaştığım sırdaşımdınız.
İki genç insan; narin incecik olanlarınızı iki burgu halkanın kırılmasıyla Ankara Kızılay’da onur pasajından sevgiyle alıp takmışlardı parmaklarına... Siz onların sevgi ve sonsuzluk simgesi olmuştunuz...
Genç kız sizin onun hayatındaki anlamını yıllar sonra anlayacaktı...
Sevgiyle bakardı gözleri ışıl ışıldı... Kıskanma sakın, sende ışıl ışıldın, sende geçtinJ Sarı, sarı parlıyordun… Kız hep seni üzerindeki giysiye sürterek parlatırdıJ Geceleri yatakta, elini sevgiyle uzatır seni seyrederdi… Çok güzeldin ve çok özeldin... Sen sevdiği adam yanında olmadığında da kızlaydın. Ne günler gördünüz birlikte... Her yere onunla gidiyordunJ
Sağ elinde taşıyordu seni. Kızla delikanlı buluştuğunda sen de kuyumcuda ayrıldığın ikizinle buluşurdun, kenetlenen o eller sayesindeJ
Sonra sizlerin yanına yeni mutluluk halkası ekledik... Kıskanmayın sakın, onlarda çok özeldi... İçlerine tarihte yazdırmıştıkJ
Bu tarih bizim için çok özeldiJ Artık yeni ellerimize geçmiştiniz...
Evlendiğimiz günden sonra, sol ellerimizde taşıyacaktık sizleri var olduğumuz sürece...
Yıllarca sevgiyle taşımıştı sizleri delikanlı. O artık bir erişkindi sizlerde bilirsiniz ki parmaklar da büyür... Ve erkekteki olanlarınız ona zarar vermeye başlamış, parmağını inceltmiş, canını yakar olmuştu. Artık veda zamanı yaklaşıyordu, bunu hissediyor fakat sizden vazgeçemeyeceğini söylüyordu… Sonra, bir gün eve geldiğinde siz artık parmağında değildiniz.
Avuçlarıma sizleri bıraktığında, sizin artık halka olmadığınızı gördüm. Kesmişlerdi siziL
Böylece bir çiftinizin yaşamımızdaki yeri son bulmuştu... Buraya kadardı… Sizden ayrılmak istemeyen erkek, sizi çabuk unutmuştu. İlk zamanlar boş duran yerinize bakmıştı... Neler hissediyor, neler düşünüyordu kim bilir... Üzülmeyin sakın sizi unuttu diye. Yerinizi tutamayacak yeni halkalar alacaktı, öyle demişti de hala boş parmağı sadece izinizi taşıyor. Yakında izinizde kalmayacak gibi, benden duymuş olmayınL
Benim yüzüklerim! Sizlerden bir gece ayrılmak istedim. Çıkardım parmağımdan sizleri, sevgiyle baktım… İlk günden bu yana kimsenin bilmediği sevinç ve hüzünlerimi anımsadım avuçlarımda sizi sıkarken... Akan gözyaşlarımla yıkandığınız günleri, kapının koluna takılıp canımı yaktığınız günleri… Size kızmazdım, ovuştururdum elimi geçerdi.

Yazları güneşlenirken oynatmazdım sizi, parmağımda bırakacağınız ize bayılırdımJ
Sizi her sigara yakışımda nasıl da izlerdim. Parmaklarımı bence siz anlamlı ve güzel yapıyordunuz. Şuan sigara içiyorum, klavyede sizsiz tuşlara basıyor parmaklarım, eskisi gibi değil parmağım ve yüreğim. İçim acıyor!L Çok zor yokluğunuza alışmak Çok zor inanın.
O gece ani bir kararla çıkarmıştım sizi parmağımdan... Kondurduğum minik öpücükten sonra şortumun cebine usulca bırakmıştım sizleri. Kolay olmadı tabi, sakın kızmayın bana, sakın!
Uykusuz geçen gecelerimde ve döktüğüm gözyaşlarımda, bana eşlik etmiyorsunuz, tek başınayım artık…
Bir gün o şortun cebinde kaldınız. Karanlıkla tanıştınız o gece ve yalnızlıkla…
Ertesi gün sizi sevdiğin adamın avuçlarına bırakırken, sizlerin onun parmağında olmayan eşlersiz bir anlam taşımadığınızı söyleyerek avucuna bıraktım. İşte o günden buyana sizi bıraktığı çekmecenin içinde karanlık, daracık bir yerde hapissiniz. Görmedim sizi bir daha. Cesaretim yok çekmeceyi aralamaya, size bakmaya...
Yapınız gereği soğuk olursunuz tenle temas etmezseniz. Siz sıcacıktınız…
Üşüyor musunuz? Ben donuyorum, içim titriyor!
Size halka diye bakmadım hiç... Benim parçamdınız. Artık yoksunuz...
Siz benim en güzel anlarımın canlı belgesi gibiydiniz. Size baktığımda, aynı elimin başparmağıyla sizleri okşadığımda hissettiklerim?

Siz anılarımı taze tutan belgeydiniz… Çeyrek asırlık tarihtiniz…
İnsanlar ölünce; dünyaya geldiği gibi gömülür... Sizleri götüremezdim ki yanımda…
Belki bir yakınımız o yüzüklere sahip çıkacak. Kim bilir belki de anlattığımız kısacık güzel yaşanmışlıkları anımsayıp, gülümseyecek…
Sizler de geçen çeyrek asrın minicik bir anısı olarak kalacaksınızL