Sevginin Kokusu

2/5/2007 - GAZETEDEN YAPILMIŞ KÜLAHTA, 50 gr ZEYTİN...

Kategori: OYKULERIM

Gazeteden yapılmış külahta, 50 gr zeytin...

         

Ve…12 Eylül...

 

Bugün, okul yemeği var Ender’in…

 

Aklımda hep o gazete serili masalar ve etrafında cıvıl cıvıl, mutlu, umutlu, yaşam dolu gençler var…

 

 

Bana gelen mailde okumuştum Sadece bizim kuşak öğrencilik dönemimizi tekrar yaşamak ister! diye. Bu kesinlikle doğru, o dönemi tekrar yaşamak istiyorum!!!

 

Sayıyla alınmış yaprak sarması, kadınbudu köfte… Yine sayıyla alınmış domates, biber ve salatalığın kokusunu duymak istiyorum!!!

 

 

Yurda kaçak soktuğumuz votkayı içmek ve anlamsız konuşmalar yapmak, sonrada arkadaşlarıma sevgilimi anlatmak, onu çok sevdiğimi haykırmak istiyorum!!!

 

Gazeteden yapılmış külahta 50 gr zeytin, yine gazete kâğıdına sarılmış ve gazetenin baskısı üstüne çıkmış 100 gr beyaz peynirle kahvaltı yaparken, o kalın su bardağında çay içmek istiyorum. Arkasını çevirip baktığımda sararmış olduğunu gördüğüm çay kaşığıyla da çayımı karıştırmak…

 

Haşlanmış yumurtayı, babası tavukçuluk yapan arkadaşımın alnında kırarken  Neden sadece sarı yumurtlamıyor bu tavuklar? diye tekrar sormak ve onu her sabah olduğu gibi çıldırtmak, bunun içinde çığlık çığlığa kovalanmak istiyorum!!!

 

Merdivenlerin tam karşısına konmuş boy aynasına bakıp Tanrım bu gün yine çok güzeliz! derken,  kızların “Deli bunlar!” demelerini duymak istiyorum!!!

 

Belli saatlerde yapılan telefon anonslarında, arkadaşlarımın isimlerini duymak istiyorum.

 

Kediden korkan arkadaşımın koridorda çığlık atarak kaçtığını, gizlice yurtta beslediğim tavşanıma Keriz! diye seslendiğimde odaya koştuğunu görmek, koridorun taşlarında seksek oynamak istiyorum!!!

 

Küçük tüp ya da elektrik ocağında patlattığımız mısırın kokusunun yayıldığı koridorda olmak... Afganistanlı arkadaşımın yaptığı, tadına doyamadığım naneli pilavıyla havuç reçelinden yemek istiyorum!!!

 

Upuzun sarı saçlarını ütüyle düzleştiren basma sabahlıklı o kızı,  kapkara ankesörlü telefonda saatlerce konuşan diğer kızları görmek, jetonlarını yutan telefonu yumruklayışlarını izlemek istiyorum!!!

 

Arkadaşlarımın odasının kapısını aniden tekmeleyip, silahla tarıyormuş gibi sesler çıkartarak muzipçe gülüp kaçmak, arkamdan attıkları çığlık ve fırlattıkları terlikleri Yine isabet ettiremediniz! derken eski Türk filmlerindeki kötü adamlar gibi kahkahalar atıp ” Yarın daha erken gelirim, üzülmeyin canlarım, söz!” diyip, koridorda Kızlar beni koruyun!  diyerek arkadaşlarımın odasına sığınmak istiyorum!!!

 

Arkadaşlarım harıl, harıl yemek hazırlarken, Yan odadan zeytinyağı iste! diye elime tutuşturdukları kavanozla onları deli edercesine, sürekli Ne alacağım? sorusuyla bunaltıp en sonunda Git içine çiş yap! demelerini… Odaya dönüp elimdeki kavanozu onlara verdiğimde kavanozun ısısından içinde ne olduğunu anlayıp delirmelerini ve benimde Siz dediniz, şimdi neden kızıyorsunuz? deyip onları çileden çıkardığım o anı tekrar yaşayımak ve onlara dil çıkarmak istiyorum!!!

 

 

Akşam belli saatte yurda dönmek zorunda olan kızların bahçe kapısı önünde N’olur bir dakika daha! diye bekçi amcalara yalvarışlarını, ben sevgilimi bekletirken, gözü bir sevgilimde bir yurdun camlarında olan ve  Hala inmedi bu kız! diye içinden geçiren o ayakkabı boyacısını…

 

Şişhanede belediye otobüsü şoförüne beklemesini rica edip, iki basamakla dükkânına indiğim avizeciden yurda telefon açmak Amca, sevgilime kahvede beklemesini söylermisin?dediğim o karlı güne dönmek, kardan adam gibi olmuş sevgilimden özür dilemek istiyorum!!!

 

Paramız olduğunda muhallebicide yediğimiz pilav üstü tavukla menemeni, paramız olmadığında da Yenikapı’da minik bir bakkaldan aldığımız tulum peyniriyle biber turşusunu kahvede tahta masada tavla oynayarak yemeyi istiyorum. Tabi sonrada tavlanın pisliğinden kirlenen ellerimi homurdanarak çantamdaki sabunla yıkamayı...

 

Sevgilimin bizi beslemek için kocaman kapta kahveye getirdiği kızarmış köfte ve patatese kıtlıktan çıkmışçasına saldırdığımız, sevgilimin babasının (sonradan benimde babam olan Salih babamın) Oğlum seferberlik mi ilan edildi? diyerek orduya yetecek miktarda olduğunu vurguladığı o köfte ve patatesi Mmmm! diye sesler çıkararak yemek istiyorum!!!

 

Birimizin sirkeci postanesinde, diğerimizin de bambaşka bir şehirde saatlerce telefonun çalmasını bekleyip, görevlinin İstanbul arıyor! demesiyle de havalara uçtuğumuz o günleri tekrar yaşamak istiyorum!!!

 

Aileme telefon açıp para istemeyi, günler süren banka ziyaretlerimi yaşamak istiyorum. Param geldiğinde Laleli’de ki pehlivan büfede Macar yemeyi, çok sevdiğim un kurabiyesinden yurda giderken almayı, sevgilimin ben hasta olduğumda aldığı ilacın üstüne yazdığı notla birlikte yolladığı çilekli tartı yemeyi istiyorum!!!

 

Hediye süveter örmeye çalışan arkadaşımın yardım isteğini kabul ettiğim ve daha sonra evleneceğim o genç adama ördüğümü gördüğüm andaki şaşkınlık ve mutluluk dolu o anı tekrar tekrar yaşamak istiyorum!!!

 

Bizlere her zaman sevgiyle evinin kapılarını sonuna kadar açan o güzeller güzeli Çakır ananın yemeklerini iştahla yemek istiyorum. Canım arkadaşlarım ve sevgilimle üzerimizde tulumlar yüzümüzde gülücüklerle Çakır ananın evini tekrar boyamak istiyorum!!!

 

Kulaklarım ağrıdığında, sonradan dost olduğumuz Kerküklü doktor’a gitmek istiyorum. Hiç para almadan, gönderdiğim tüm kızları muayene eden o fedakâr doktora!!!

 

Gümüşsuyu’ndan ta Laleliye kadar yürümek, Cennet Bahçesinin lavabosunu temizleyen o ak saçlı pamuk teyzenin ilaçlarını verdiğimizde bize, Çok mutlu olun evlatlarım! diyişini duymak ve yüzünü görmek istiyorum!!!

 

İpe dizilmiş alıçlar boynumdayken Galata köprüsünde balık ekmek yemek, Yeni Camii’nin önünde güvercinlere yem atmak istiyorum!!!

 

 

Kaçak kaldığım yurdun battaniyelerini piknikte kullanmak için arkadaşımla aldığım, sonrada depoya koyarken yakalandığım o güne dönüp, cesurca ortalarda dolaştığım için aksini düşünemeyen, beni öğrencisi sanan ve sadece ikaz eden yurt müdüründen özür dilemek istiyorum!!!

 

Yurttan aldığım o battaniyelerin üzerinde tekrar tüm arkadaşlarımla piknik yapmak istiyorum!!!J

 

Arkadaşlarımın kaldığı yurdun kapısında ki görevlilere selam verip hal hatır sorduğum, onlarla ettiğim sohbetler sayesinde kaçak olduğumu hissettirmediğim, üstelik Kaçak girenleri tanırmısınız? diye şımarıkça sorup, Hemen anlarız! yanıtıyla kıs, kıs güldüğüm, beni yurda kimlik sormadan alan iyi niyetli o insanlardan, defalarca özür dilemek istiyorum!!!

 

Birimizin trenle Ankara’ya, diğerimizin İstanbul’a gitmeye çalıştığı, sevdiklerimizden haber alamadığımız, herkesi bir yerlere savuran o

 

"12 EYLÜL" gününü ise asla,

      yaşamak  İS-TE--YO-RUM !!!



                                                                                                     

                                                                                                        Gülgün Baltacı

                                                                                                                                                 

                                                                                                                     



                                                                
           

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

2008-03-03 21:00:52 - ..

Yorum yazarı: hicasliyok
son zamanlarda okuduğum en güzel yazıydı sanırım. Nereden ne şekilde aratıp da geldiğimi bilmiyourm, ancak çok hoşuma gitti. üniversiteye henüz başladım. Hazırlıkta ve yurttayım:) kendi kendime ileride böyle bir yazı yazabilirim umarım diyorum. Hoş dün sevgilimden ayrıldım ama kim bilir..
Daha güzel bir yaşam dileklerimle. Hoşça kalın.
ASLı

****
Çok teşekkür ederim, beni mutlu ettiniz.
Aradan yıllar geçse de yaşananlar asla unutulmuyor. Düşündüm de, yerinizde olmayı ne çok isterdim. Sizler bir konuda bizden şanlısınız ama sadece bir konuda:) Yurt yaşamınız daha konforlu... Ben, bizim zamanımızda yurtta olmak isterdim. Aynı yokluklarla. Ankesörlü telefonlarda sıra beklemek... Peynirli böreği bulunca, kendimi dünyadaki en güzel böreği yiyormuşçasına mutlu hissetmek...

Sevgilinizle yaşadıklarınızı; ilerde yüzünüzde gülümsemeyle kaleme almanızı diliyor, kocaman sevgilerimi yolluyorum size...
İyi ya da kötü, yanlış ya da doğru tüm yaşadıklarınızın, kendi isteminizle olmasını diyorum. Başarılar...




Düzenleyen gulgun0ender gün: 5/3/2008 saat: 00:30
Bağlantı

2007-03-05 21:27:31 - Uygar Gökhan Özkan

Yorum yazarı: isimsiz
annem seninle yaptığı telefon görüşmesinden bahsetti ablacım. ama sanırım yazımdan sonra konuşmuşsunuz. görüşmek üzere..
**
Tamam canım, o zaman sevgili Songül'e bir özür borcum var:)) Sevgiler...

Düzenleyen gulgun0ender gün: 22/3/2007 saat: 18:08
Bağlantı

2007-02-27 22:40:29 - selam

Yorum yazarı: Uygar Gökhan Özkan
Gülgün ablacım ellerine yüreğine sağlık. Ben normalde bilgisayar ekranından okumayı pek sevmem ama senin yazılarını soluksuz okuyorum. Ne mutlu sana ki böyle güzel ve tatlı anılar yaşamışsın. Hatıralarının banka hesabına bol bol mutluluk yatırmışsın. Ama son zamanlarda msn de göremiyorum seni. En yakın zamanda görüşmek dileğiyle.

Uygar
****
Merhaba canım, gelip yazımı okuman çok mutlu etti ve tabiki yazdığın güzel sözlerde bir okadar sevindirdi beni... PC im değişecek msn açılmıyor canım. hemen acele alıp sorun yaşamak yerine iyice araştırıp almak istiyorum , annenle haber yolladım sana, iletmemiş demekki :((
Sevgiler...


Düzenleyen gulgun0ender gün: 5/3/2007 saat: 01:46
Bağlantı

2007-02-14 12:12:38 - BENDE İSTİYORUM....

Yorum yazarı: SERDAR
ELLERİNE KOLLARINA SAĞLIK GÜLGÜN'CÜĞÜM...SEN ANILARINLA BENİ KENDİ ANILARIMA (Bir kısmı da ortak olan) YOLCULUK YAPTIRDIN....ÇOK ÇOK GÜZEL BİR YOLCULUKTU...DÖNMEK İSTEMEDİM...
*********

Ben teşekkür ederim SERADAR'cım, bana vakit ayırdığın için...Yordum seni farkındayım ama inan çok sevindim şimdi. Çünkü, çok üzülmüş itiraf ediyim ağlamıştım da:)) Ha sahi ya sen teybinle beni oynatmamıştın bozarım diye:))Şu an ben sizin evdeyim , her şey okadar net ki belleğimde...Ben biraz kalcam burada, harika kar var . Meram da gözleme mi yesem:))Sen dönmek istemedin, kal ama, bende benimkilerda kalacağım:))Serdar ; biz şimdi bilemedikleri, ne çok şey paylaşmışız... Ve bunun farkındaydık biz. Sevgiler canım... Daha uzatırsam roman olacak korkarım:))

Düzenleyen gulgun0ender gün: 14/2/2007 saat: 14:43
Bağlantı

Hakkımda

Gülgün-Mentor-Ender

Son Yazılar

  • GÜZ ÇİÇEKLERİNDEN NÂZIM'A ÇELENK (Pablo Neruda)
  • AŞK:)
  • ALTA GRACİA ( OSCAR HARRIS )
  • Bu gün, kendime masal anlatmak istedim...!!!
  • Bu gün de, Enderim'e masal anlatmak istedim...
  • SEVGİLERDE... ( Behçet Necatigil )
  • KAR YAĞMADI SEN GİDELİ...
  • DÖRT GÜVERCİN... ( Nâzım Hikmet Ran )
  • * YILDIZLAR...*( Behçet Necatigil )
  • Bana Bir MasaL Anlat, baba...
  • Sevginin Kokusu
  • SEN YAŞAMIMIZIN; RENGİ VE KOKUSUSUN...
  • NAZIM HİKMET
  • EGE POLAT BEBEK HOŞGELDİN:)
  • Yüzüklerime...
  • KAR YAĞIYOR (Nâzım Hikmet Ran)
  • GÜL GÜZELİ
  • GAZETEDEN YAPILMIŞ KÜLAHTA, 50 gr ZEYTİN...
  • BEBEĞİM; ÇOK ÖZLEDİM SENİ!!!!!!!!!!!!!!
  • Cem Karaca ( Çok Yorgunum...)
  • Canım oğluşum, MENTOR'cum...
  • JOAN BAEZ *Diamonds and Rust
  • Cesur Tavşan:))
  • Nazım Hikmet Ran, Ataol Behramoğlu
  • Ferhat Göçer -Yastayım
  • Bağlantılar

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Blog Arşivi
  • Arkadaşlarım
  • e-posta
  • RSS

  • Kategoriler

    Arkadaşlarım

  • Blogcu Yardım

    Reklam


  • Kayıt: - Toplam:
    Son Sayfa | Sonraki Sayfa