Bu gün, kendime masal anlatmak istedim...!!!

 

 

Uyandığımda; kapkaranlık bir havayla içim daraldı...

 

" Ben küçükken de hava böyle karanlık olup, içimi daraltıyor muydu? " diye düşündüm… Yoksa; pırıl, pırıl bir güneş içimi ısıtıp, gökyüzünü hep aydınlatıyor muydu?

 

Hiç gece oluyor muydu biz küçükken? Sadece gece yarısı çişimiz geldiğinde mi bizi korkutan, “Anneee!!! ” diye bağırmamıza neden olan, zifiri karanlık “ Gece ” ortaya çıkıyordu?

 

Ya da  Gece ” hep vardı da, bizim hemen yanı başımızda etrafımızı parlak ışıklarıyla aydınlatan, birileri ya da bir şeyler mi vardı... Biz etrafı ondan mı, hep pırıl, pırıl görüyorduk…

 

Çocukken kış gecelerinin büyülü atmosferini anımsıyorum da; neden, içimin daraldığını anımsamıyorum? Sizler anımsıyor musunuz?

 

Pencereden baktığımızda, bizim içimiz daralmasın diye güneş bir köşede sessizce bekliyor ve hemen dünyamızı aydınlatıveriyor muydu?

 

Yoksa bizim, başka güneşlerimiz mi vardı?

 

Benim, öyle çok güneşim vardı ki…

 

Ya sizlerin?

 

Gece yarısı susayarak uyanıp, “ Ayşe ablaaaa!!! ” diye bağırdığımda, elinde  bir bardak suyla yanı başımda beliriveren ablam…

 

Gök gürlediğinde, “ Babaanneee!!!!! diye bağırarak koştuğum, yumuşacık vücuduyla beni sarıp sarmalayan, saçımı okşarken mis kokan göğsüne başımı dayayıp; bir cenin gibi tortop, vücudunun içinde kaybolduğum babaannem mi, güneşimdi?

 

Onlar yok diye mi, hep fark ediyorum içimi daraltan o puslu havayı?

 

Artık kocaman bir kız olduğum için anne ve babamın ortalarına yatamıyor, babamın yüz binlerce ten kokusu arasında “ İşte, bu babamın kokusu...!!!' ” diyeceğim kokuyu içime çekerek yorganın altında kaybolamıyorum?

 

Babam lavaboya gittiğinde, hemen yatağa koşup yorganın altına saklanamıyor, “ Ohhh, bu yatak ne kadar yumuşakmış...!!! ” diye üstüme yattığında, yorganın altı bile ondan mı, karanlık gelmiyordu?

 

Yatakta kollarını açıp; üç çocuğunu sığdırdığı o pazar sabahları bize, " Nazım Hikmetten "şiirler ezberletirken...

" Bugün yine gönlümün bahçesinde gezindim
Sana baktım; ay kadar, bahar kadar güzeldin
Gel gör beni nelere duçar eyledi derdin
Sana baktım; ay kadar, bahar kadar güzeldin..."

 

Şarkısını söylerken, hiçbir Pazar günü hava puslu olmadı mı?

 

 

 

Bu gün, kendime masal anlatmak istedimJ

 

 

 

  PAMUK PRENSES VE YEDİ CÜCELER

 

 

 

Bir kış günü bir kraliçe pencerenin önünde dikiş dikerken iğne eline batmış. Hemen bir parça pamukla elinden akan kanı silmiş. Keşke demiş kraliçe " teni şu pamuk kadar beyaz, dudakları kan damlası kadar kırmızı ve saçları şu pencerenin pervazı kadar kara bir kızım olsa."

Bir gün kraliçenin dileği yerine gelmiş. Bebeğine "Pamuk Prenses " adını vermiş. Ne yazık ki, kısa süre sonra ölmüş. Kral zaman içerisinde yeniden evlenmiş. Karısı güzel bir kadınmış ama cok iyi kalpli değilmiş. Bütün gün aynanın karşısına geçip, "Ayna ayna dile gel, söyle bana kim daha güzel " diye sorarmış. Ayna da şöyle cevap verirmiş; "Bundan kuşku duyan var mıdır bilmem, tabi ki en güzel sizsiniz kraliçem."


Günlerden bir gün ayna kraliçenin bu sorusuna farklı bir yanıt vermiş; "Bunu nasıl söyleyeceğim bilemem ama Pamuk Prenses sizden güzel kraliçem." Bunun üzerine çok sinirlenen kraliçe hemen bir avcı bulmuş ve ona "Pamuk Prensesi alıp ormana götür ve bana onun yüreğini getir," diye emretmiş. Adamcağız Pamuk Prensesi ormana götürmüş ama öldürmeye kıyamamış. Durumu anlayan Pamuk Prenses "beni burada bırak. Bir daha asla geri dönmem merak etme" diyerek avcıya yalvarmış. Avcı da merhamete gelmiş ve onu orada bırakıp bir ceylanın yüreğini kraliçeye götürmüş.

Pamuk Prenses ormanda saatlerce yol almış. Tam kaybolduğunu düşünürken küçük bir
kulübe görmüş. Kapıyı çaldığı halde kimse açmayınca da içeri girmiş. Ne ilginç bir evmiş bu böyle. Masada yedi küçük tabak ve yedi küçük bardak duruyormuş. Zavallı Pamuk Prenses çok aç olduğu için hemen bir şeyler yemiş. Sonra da üst kata çıkmış. Bir kaç saat sonra Pamuk Prenses öfkeli seslerle uyandırılmış. "Bizim evimizde ne arıyorsun sen?" Pamuk Prenses işçi giysileriyle evin içinde dolaşıp duran yedi küçük adama bakmış. Başına gelenleri onlara anlatmış. "Gördüğünüz gibi," demiş "gidebileceğim hiçbir yer yok "Hayır var" diye bağırmış yedi cüceler hep bir ağızdan. "Burada kalabilirsin! Ama biz yokken kapıyı hiç bir yabancıya açmamalısın."


Böylece Pamuk Prenses cücelerin evinde yaşamaya
başlamış. Eskisinden çok farklı bir hayatı varmış artık. Uzun günler boyunca konuşacak birini özlüyormuş. Bir sabah yaşlı bir kadın kapıyı çalmış. Elindeki sepette bir sürü ilginç şey varmış. Pamuk Prenses açık pencereden uzanarak kadınla konuşmaktan kendini alamamış.


Pamuk Prenses o yaşlı kadının aslında kılık değiştirmiş olan kraliçe olduğunu anlamamış. Meğer kraliçe aylarca aynaya bakmadıktan sonra bir gün bakmayı denemiş de ayna ona, "bunu nasıl söyleyeceğimi bilemem, ama Pamuk Prenses sizden güzel kraliçem," deyivermiş. Kraliçe bunun üzerine öfkeyle yollara düşüp Pamuk Prenses'in gizlendiği yeri
bulmuş.

"Kapıyı yabancılara açmaman akıllıca," demiş kraliçe. "Ama lütfen şu elmayı bir iyi niyet belirtisi olarak kabul et." Böyle bir şeyi reddetmek ayıp olacağı için Pamuk Prenses elmayı almış ve kadın gidince kocaman bir ısırık almış. Cüceler işten eve döndüklerinde Pamuk Prenses'i yerde cansız yatar bulmuşlar. Elma hala elinde duruyormuş. Cüceler ağlayarak, "Bu kraliçenin işi!" demişler. Büyük bir kederle Pamuk Prenses'in cansız bedenini taşıyıp camdan bir tabuta koymuşlar.


Bir sabah oralardan geçmekte olan bir prens tabutu ve içindeki güzel kızı görmüş. Görür görmez de aşık olmuş. "Onu saraya götürmeliyim" demiş. "Bir prensese böylesi yakışır." Cüceler karşı çıkmamışlar. Prense tabutu taşımasında yardım etmişler. Ama tam bu sırada Pamuk Prensesin boğazındaki elma parçası çıkmış. Pamuk Prenses yattığı yerden doğrulup gülümsemiş. Pamuk Prenses ve prens çok mutlu bir hayat sürmüşler. Kötü kalpli kraliçe ise öfkesinden çok kısa bir süre sonra ölmüş...

                                        

                                                                              

                                                                                Gülgün Baltacı

                                            

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !